Cihan gönül kadar geniş değildir...

2012-08-12 18:56:00

      DİNLE İMANIM! Dervişlik özüne hâkim olmaktır, Esir-i nefs olan derviş değildir. Aşkı rehber edip hakkı bulmaktır Keşkül, teber, âsa, tığ, şiş değildir. İbadet namına kalkıp oturma, Bağırma, tepinme, göğsüne vurma, “Yahü!” “Yahak!” diye köpürüp durma Zikr-i Hak hazm için geviş değildir. Sırr-ı hakikatı gönülden öğren, Gönüldür aşk ile didarı gören, Ariff-i agaha o zevki veren, Beng ü bâde, afyon, haşiş değildir. Dünyada cennete girenler varsa, Vech-i Hakk’ı ayan görenler varsa, “Enelhak” sırrına erenler varsa, Sarhoşluk yüzünden ermiş değildir. Boz yılanı tuttu, çivi yuttu erler, Pirimiz duvarı yürüttü derler, Keramet olsa da böyle hünerler, İnsanlığa yarar bir iş değildir. Keramet umma hiç necef taşından, Ayrılma insandan, öz kardaşından, Hakk’ı göremezsin bağlar başından, Gerçek er sultandır, keşiş değildir. Mamürede doğar, manevi insan, Terbiyeyle büyür, kudret-i iman, Senin aradığın nimet-i irfan, Yaban yerde biter yemiş değildir. Ham ervah her yerde var yığın yığın, Nedir onlar ile verip aldığın? Uzlete mail ol, gönlüne sığın, Cihan gönül kadar geniş değildir! Rıza‘dan himmet al, berzahta kalma, Serden geçmedinse ummana dalma, Dervişlik sözünü ağzına alma, Demir leblebidir, kişniş değildir. Rıza Tevfik BÖLÜKBAŞI          missbaykus :)  MİSS ... Devamı

Vurulduk ey halkım unutma bizi

2012-07-27 23:00:00

Vurulduk ey halkım unutma bizi Vurulduk Ey Halkım Unutma Bizi Dağ gibi kara yağız birer delikanlıydık, Babamız sırtında yük taşıyarak getirirdi aşımızı, ekmeğimizi. Arabalar şırıl şırıl ışıklarıyla caddelerden geçerken Bizler bir mumun ışığında bitirdik kitaplarımızı Kendimiz gibi yaşayan binlerce yoksulun yüreğini, Yüreğimizde yaşayarak katıldık o büyük kavgaya. Ecelsiz öldürüldük Dövüldük, vurulduk, asıldık... Vurulduk ey halkım, unutma bizi Yoksulluğun bükemediği bileklerimize, çelik kelepçeler takıldı. İşkence hücrelerinde sabahladık kaç kez, İsteseydik, diplomalarımızı mor binlikler getiren birer senet gibi kullanırdık. Mimardık, mühendistik, doktorduk, avukattık. Yazlık kışlık katlarımız, arabalarımız olurdu. Yüreğimiz işçiyle birlikte attı, köylüyle birlikte attı. Yaşamımızın en güzel yıllarını, birer taze çiçek gibi verdik topluma. Bizleri yok etmek istediler hep. Öldürüldük ey halkım, unutma bizi. Fidan gibi genç kızlardık; hayat, şakırdayan bir şelale gibi akardı göz bebeklerimizden. Yirmi yaşında, yirmi bir yaşında, yirmi iki yaşında işkencecilerin acımasız ellerine terk edildik. Direndik küçücük yüreğimizle, direndik genç kızlık gururumuzla. Tükürülesi suratlarına karşı bahar çiçekleri gibi, Taptaze inançlarımızı fırlattık boş birer eldiven gibi. Utanmadılar insanlıklarından, utanmadılar erkekliklerinden. Hücrelere atıldık ey halkım, unutma bizi. Ölümcül hastaydık. Bağırsaklarımız düğümlenmişti. Hipokrat yemini etmiş doktor kimlikli işkencecilerin elinde öldürüldük acımaksızın. Gelinliklerimizin Ütüsü bozulmamıştı daha. Cezaevlerine kilitlenmiş kocalarımızın taptaze duygularına... Devamı

İnadına - Cahit IRGAT

2012-07-27 22:26:00

  “Hastane odasının penceresinden, denizde yüzen beyaz yelkenlilerle, gemilere baktıkça; nedense aklıma Cahit Irgat’ın şu şiiri geliyordu:” Çetin ALTAN   İnadına İnadına mı güzelsin Akşam üstleri Demir parmaklıktan gördüm denizi İnadına mı fiyakan Yan yan gidişin Tombul kıçlı gemi? Cahit IRGAT   Devamı

Aşk

2012-05-30 16:50:29

      AŞK Nedeni olmadan bağlanmak birine. Gözlerine baktığında erimektir içten içe. Ellerini tuttuğunda titremektir tüm benliğinle. Hatta sarılamamaktır utançtan, Çünkü utanmaktır sevmek aslında, Sevmek nedir aslen? Ölmek mi uğruna? Yaşamak mıonunla? Sevmek mi ömür boyunca? Yoksa ayrılmak mı gerekince? Nedir insanı başkasına bağlayan? Güzelliği mi? Bilmez kimse bu soruların cevabını.. Kimi sever güzelini, kimi sever özelini. Can YÜCEL     "Ve sen boynunu öperken beni sarhoş bir okyanusla titreten hayat sevgilim olur musun." İsmet ÖZEL     Yabancı şarkıların Türkçe versiyonları Türkçe şarkıların yabancı versiyonu, Aranjman, uyarama şarkılar Gipsi King - No Volvere - Amor Mio Tarkan - Vazgeçmem ... Devamı

Bir bozuk saattir yüreğim hep sende durur...

2012-05-30 16:37:12

   Bir bozuk saattir yüreğim hep sende durur... Herkes seni sen zanneder. Senin sen olmadığını bile bilmeden, Sen bile.. Seni ben geçerken, Derim ki, Saati sorduklarında; Onu ”O” geçiyordur. Kimse anlam veremez. Tamir ettirmedin gitti derler şu saati. Ettirmek istiyor musun demezler. Bir bozuk saattir yüreğim, hep sende durur. Zamanı durdururum yüreğimde, Sensiz geçtiği için, Akrep yelkovana küskündür. Şu bozuk saat çalışsa benim için ölümdür. Bil ki akrep yelkovanı geçerse, Atan bu yüreğim durur. Bırak bozuk kalsın, hiç değilse; Bir bozuk saattir yüreğim, hep sende durur. Turgut UYAR  Bir bozuk saattir yüreğim, hep sende durur - Turgut UYAR Bir Gün - Ümit Yaşar OĞUZCAN Ve saatler gecikmiş zamanları çalarsa, bil ki seni düşünüyorum Devamı

Mona Rosa

2012-05-30 16:19:33

Şehir efsaneleri diyordu ki: "Sezai Karakoç bir kıza âşık olur, bunu ne o kıza ne de başka birine anlatabilir. Kız bir şeylerin farkındadır ama emin değildir. En yakın arkadaşı Sezai Karakoç'un şiire olan merakını biliyordur ve bir davete katılması için ısrar eder. O da kıramaz ve katılır. Programı sunan da o arkadaşıdır. Gecenin sonuna doğru söze başlayan arkadaşı, aralarında da güzel şiirler yazan birinin olduğunu söyler ve Sezai Karakoç'u sahneye davet eder. Sıkıla-sıkıla çıkar Karakoç ve Mona Roza’yı okumaya başlar. Kız da ordadır ve nişanlanmıştır. Emindir artık emin olamadıklarından. Bakışırlar bir süre, sonra Karakoç daha fazla dayanamaz ve koşarak sahneyi terk eder. Kız arkasından koşar hemen. Yetişir Karakoç'a. Parmağındaki yüzüğü göstererek der ki; "Bir tek sözüne bakar, çıkarıp atarım". Sezai Karakoç da "Artık senin aşkın benimkine yetişemez" der. O gece kız intihar eder.Sezai Karakoç hâlâ evlenmemiştir..." Oysa Muazzez Erkaya'nın ölmediği ve yaşadığı biliniyordu. Ancak kapılarını kimseye açmıyordu. MONA ROZA Mona Roza, siyah güller, ak güller Geyvenin gülleri ve beyaz yatak Kanadı kırık kuş merhamet ister Ah, senin yüzünden kana batacak Mona Roza siyah güller, ak güller Ulur aya karşı kirli çakallar Ürkek ürkek bakar tavşanlar dağa Mona Roza, bugün bende bir hal var Yağmur iğri iğri düşer toprağa Ulur aya karşı kirli çakallar Açma pencereni perdeleri çek Mona Roza seni görmemeliyim Bir bakışın ölmem için yetecek Anla Mona Roza, ben bir deliyim Açma pencereni perdeleri çek... Zeytin ağaçları söğüt gölgesi Bende çıkar güneş aydınlığa Bir niş... Devamı

Gizlice...

2011-10-25 16:27:00

    Concha Buika - No Habrá Nadie En El Mundo        gizlice ne zaman yağmur yağsa bu şehre toprağın kokusu içime işler; buğulu çiğ taneleri gibi akan duru su damlaları ruhumda göller oluşturur. ardından güneşin nefesi değse sesime bedenim sarsılır, yakar, deler geçer… bir bulut olurum derinlerde biriken pınarlar gibi… büyü yapmayı değil büyülenmeyi isterim, delicesine… kendi derinliklerimden yükselen mucizeli bir esinti yaşamın o renkleriyle raks eder baharın ilk çiçekleri gibi, ... toprakta yalnızlık, filiz süren sessizliğe benzer, filiz süren toprak/ filiz süren sessizlik… göğün altında ürkek kalbimi doldurur. lacivert bir yalnızlık çöker gökyüzüne bense; gecenin laciverdinin üzerine yağmur sonrası gökkuşağını koyarım gizlice…   şiir alıntıdır: nehirozaman ""     ... Devamı

Gözlerin İstanbul Oluyor Birden

2011-09-19 18:12:00

                        Gözlerin İstanbul Oluyor Birden  Seninle bir yağmur başlıyor iplik-iplik, Bir güzellik doğuyor yüreğime şiirden. Martılar konuyor omuzlarıma, Gözlerin İstanbul oluyor birden. Akşamlardan, gecelerden, senden uzağım Şiirlerim rüzgârdır uzak dağlardan esen Durgun sular gibi azalacağım Bir gün, birdenbire çıkıp gelmesen. Şarkılarla geleceksin, duygulu, ince Yalnız gözlerime bak diyeceksin. Ellerim usulca ellerine değince Kaybolup gideceksin Bir elim seni çizecek bütün pencerelere Bir elim seni silecek. Kalbim: Ebemkuşağı; günde bin kere Senin için yeni baştan can kesilecek. Ne güzel seni bulmak bütün yüzlerde Sonra seni kaybetmek hemen her yerde Ne güzel bineceğim vapurları kaçırmak Yapayalnız kalmak iskelelerde. Seninle bir yağmur başlıyor iplik-iplik, Bir güzellik doğuyor yüreğime şiirden. Martılar konuyor omuzlarıma, Gözlerin İstanbul oluyor birden Yavuz Bülent BAKİLER                                        ... Devamı

Sana dün bir tepeden baktım aziz İstanbul - Münir Nurettin S.

2011-09-16 16:03:00

  Sana dün bir tepeden baktım aziz İstanbul - Münir Nurettin SELÇUK           Sana dün bir tepeden baktım aziz İstanbul! Görmedim gezmediğim, sevmediğim hiçbir yer. Ömrüm oldukça gönül tahtına keyfince kurul! Sade bir semtini sevmek bile bir ömre değer. Nice revnaklı şehirler görünür dünyada, Lâkin efsunlu güzellikleri sensin yaratan. Yaşamıştır derim en hoş ve uzun rûyada Sende çok yıl yaşayan, sende ölen, sende yatan. Yahya Kemal BEYATLI         İSTANBUL'U SEVMEK İstanbul'u sevmek ölmek gibi bir şey Bir ömür boyunca durmadan yanmak; Erimek her gecesinde biraz daha Her sabah bir alev hâlinde uyanmak Anlaşılmaz, vazgeçilmez bir tutku bu şehir En hüzünlü şarkıdır söylediği dalgaların Bulamazsın çoğu gün bir dost yüzü arar da Dalıp gidersin köpüklü izine mavnaların İnsanlar bir seldir caddelerinde bozbulanık Çalkalanır giden zamanın o belirsiz akışında Kimi gün tarifsiz bir heyecan duyarsın Martıların çığlık çığlığa bağırışında. Gemiler kalkar rıhtımlarından özlem dolu Herkes bu şehirde bir şey bırakır gider Sürmez ömrü dostluklarının bir gül kadar Köhne meyhanelerinde unutulur sevgiler Anıları vardır insanların bu şehirde Durup durup nemli gözlerle hatırladığı Kimi gün gçini bir karanlık basar da Çalar kapını bir dost gibi ay ışığı İstanbul ölülerin bile yaşadığı şehir Ve insanların yaşadıkça biraz öldükleri Bir gün bu şehirden başını alıp gidesi gelir Çıkmaz kulağından vapur düdükleri Nereye gitsen o vezgeçilmez tutku seninle S... Devamı

Sünbülzade Vehbi'nin müstesna bir eseri :)))

2011-05-20 12:18:00

              Aşağıdaki şiir, edebiyat tarihimizin saygın şahsiyetlerinden Sünbülzade Vehbi Efendi’nin müstesna bir eseridir.   Şiirin hikâyesi ise şöyle: Bir gün padişah Vehbi Efendi’yi yanına çağırır ve:                            "Bana öyle bir şiir yaz ki, bir mısrasını okuyunca içimden seni öldürmek, bir sonrakini okuyunca ise ödüllendirmek gelsin" der. Ve işte sonuç aşağıda:     Azm-u hamam edelim, sürtüştürem ben sana, Kese ile sabunu, rahat etsin cism-u can. Lal-u şarap içurem ve ıslatıp geçirem, Parmağına yüzüğü, hatem-i zer drahsan. Eğil eğil sokayım, iki tutam az mıdır? Lale ile sümbülü kakülüne nevcivan. Diz çökerek önüne ılık ılık akıtam, Bir gümüş ibrik ile destine ab-ı revan. Salınarak giderken arkandan ben sokayım, Ard eteğin beline, olmasın çamur aman. Kulaklarından tutam, dibine kadar sokam, Sahtiyenden çizmeyi, olasın yola revan. Öyle bir sokayım ki, kalmasın dışarıda hiç, Düşmanın bağrına, hançerimi nagehan. Eğer arzu edersen, ben ağzına vereyim, Yeter ki sen kulundan lokum iste her zaman. Herkese vermektesin, bir de bana versene, Avuç avuç altını, olsun kulun şaduman. Sen her zaman gelesin, ben Vehbi’ye veresin, Esselamun aleyküm ve aleykümesselam.     Azm-ü hamâm idelim, sürtüştürem ben sana / Kese ile sabunu, râhat etsin cism ü cân Lâ'lî şarâb içirem ve ıslatıp geçirem / Parm... Devamı

Mor menekşe ve papatyaların birleştiği yerde

2011-04-18 14:39:00

                Mor menekşe ve papatyaların birleştiği yerde Sessizlik ve ben ve Nisan’da sen. Bir de Mart yanığı yüreğim. Sen olmadan, sen olana dek sensiz. Sen de Nisan’da doğacak Hepsi Nisan’da, Nisan’la olacak. Mart’ın yanığına Nisan merhem olacak. Sen, söz verdiğin gibi geldin Nisanda, bense beklemekteyim nedensizce Mayıs’ı hâlâ. Kışmevsiminin insanlar üzerinde bıraktığı kasvet psikolojisini eriten güneş, dışdünyada açılan güzelliğe mukabil gönül beyazlığının tezahürü ve yeşilin nöronların voltajını yükseltmesi… Güneş, yeşil ve beyazın görünmesi uğruna kışa ezildim, kendimce kışı ezdim… Mor menekşe ve papatyaların birleştiği yerde Nisan’a bekletmiştim seni Ve Nisan’da beklemiştim gelmeni Nisan yağmurları, Mayısa hazırlıyor beni… Yağmurlar yağdıkça ben olgunlaştım, Sebepsizce sana durgunlaştım… Mor menekşe ve papatyaların birleştiği yerde Hissedişlerim hislere dönüştüğünde, karşımda seni buldum, sana tutuldum. Yağmurun sevgilisine kavuştuğu ve senin olmadığın zamanlar avutamadım kendimi. Kalbimin derinliklerinden gelen titremelerim gözyaşlarım olup, damlalara karışarak toprağa her düştüğünde muhayyilem sana tutuldu, sende tutuldu, senden tutuldu… Haykırışlarımın ardından sensizliğin sessizliği ölüm sessizliği gibidir benim için. Yağmur her kesildiğinde sensizlik ve sessizlik burkar yüreğimi. Nisan sürekli gönlümüze yağmur yağdırmaz, hafif bir rüzgâr çıkar, hepsini alıp savurur benden, sana dair ne varsa… Mor menekşe ve papatyaların birleştiği yerde Ve tekrar yağmur… Yağmur yağmaya başlamadan önce bulutlar kararmaya başlar. Bulutların üzerlerindeki yoğ... Devamı

Ey Azrail

2011-03-29 17:14:00

        Azrail! Bilirim, bu sözlerim çok yersiz, Neden böyle ansızın, geliverdin habersiz? Ne olurdu üç beş yıl, önce haber verseydin. Hiç değilse rûyâma, bir kerecik girseydin... Aşk-meşk, derken, dünyadan bir türlü kopamadım. Senden özür dilerim, hazırlık yapamadım... Görüyorsun yanımda, ne valiz var, ne bavul. Uykum öyle ağır ki; ne zil duydum, ne davul… Yaşım yetmiş olsa da, gör ki; fıkır fıkırım. Bu cümbüşlü âlemi, ben nasıl bırakırım? Hani bir söz vardır ya; ''Yaş  yetmiş, işi bitmiş.'' İnan ki, bu bir yalan, bunu diyen halt etmiş... Ey Azrail! Dur biraz, sana yalvarıyorum, Yasal haklarım için; bir avukat arıyorum... Hayallerim, düşlerim, yarım kalan işlerim. Estetik yapılacak, daha burnum, dişlerim. Elli yaşımda ancak, voleyi vurabildim. Hortumlar sayesinde, holdingi kurabilirim... Gerçi ucuza verdim, şerefin kilosunu. Ama böyle kazandım, şu uçak filosunu... Ey Azrail! Ne olur, bozulmasın pazarım. Sana şöyle yüklüce, bir çek bile yazarım... Şu masmavi havuzlu, sarayıma baksana. O daracık mezarda, yazık olmaz m bana?.. Bazen çoluk çocuğa, içimden kızıyorum. Ölmemi bekliyorlar, inan ki; seziyorum... Arkamdan göstermelik, iki damla gözyaşı. Bir de şöyle büyükçe, yaldızlı mezar taşı. Tahmin ediyorum ki; Mevlid de okuturlar. Ortalığa birazcık, gülsuyu kokuturlar. Araya reklâm konur; bir ilâhi aryası. Mevlid bitince başlar, dedi-kodu furyası. Etlerim, kemiklerim, didik-didik edilir. Ben az gelirsem eğer, köklerime gidilir... Azrail!  İnan ki, hazırlığım yok daha, Hele şu din konusu, çok karışık bir saha. Bazı bü... Devamı

Baba Anneme İyi Bak - Ersin Hoşgenç

2011-02-26 14:20:00

                                         Baba, anneme iyi bak olur mu? Benden sana evlât vasiyetidir; baba, anneme iyi bak! Akşam en heyecanıyla televizyon izlerken, sen anneme bak. Yaşanmışlıklarını göreceksin çocuksu bakışlarında; Yaşattıklarını, yaşatamadıklarını, sana adanmış koskocaman bir ömrü göreceksin bakışlarında Akşamları geç geldiğinde yiyemediği lokmaları göreceksin, boğazına dizilen. Sen kızmayasın diye, uyurken komşulara gidişlerini, bizim ağzımızı kapatmalarını, yüreğinin ağzına geldiği zamanları göreceksin. Baba, anneme iyi bak… - " Hanım ben gidiyorum " dediğinde, sen merdivenleri inene kadar ardından bakan insana bir kez durup, merdivenin 5 ci basamağında, sen bak! Gözlerinde sen daha gitmeden seni özleyen bir kadın göreceksin. Sokakta gördüğün arkadaşının sıktığın eli gibi bir kez olsun sarıl ona. Sıkıca! Sevgiyle! Saatlerini harcadığın kahve sandalyesinde, yudumlarken bardağından çayını; hiç birinin tadının annemin çayının tadına benzemediğini fark ederek; evde, senin için yemek yapmanın telaşında olan o kadını düşün. Koyarak üç-beş kuruş yarım bıraktığın bardağın yanına, en hızlı adımlarınla koş baba. Seni terk eden annen gibi, Ardından bıçaklayan dostların gibi, Senin kıymetini bilmeyen evlatların gibi değil; Ne zaman düşsen, canın acımasın diye düştüğün yere çimen olan, Her bayramda senin elini ‘’evimin direği ‘’ diyerek öpen o kadına iyi bak baba Ne kadar usûlca çıksan da merdivenleri Senin geldiğini daha ilk basamakta anlayan kadına, Yüzün asıksa,... Devamı

Islak Sokaklar Mevsimindeyiz Artık

2010-10-28 09:14:00

                                                                                                                    Islak Sokaklar Mevsimindeyiz Artk Islak sokaklar mevsimindeyiz artık… Bu kalabalık şehre hüzün yağar bu zamanlar… Yalnızlık yağar caddelerine… Darmadağın saçlar, ıslanmış yüzler hep yere bakar… Kahveleri bile dert yüklenir… Çayları daha bir demli… Unutulan sevgililer hatırlanır veya sevgililer unutulmaya çalışılır… Bu mevsimde vitrinleri az sulu rakı gibidir bu şehrin… Her adımın yalnızlığa uzanır… Yine de hızlı adımlar atılır, koşulur bu sokaklarda… Herkes kendi türküsünü söyler yüzünü buruşturarak, Herkes kendi hikâyesini en acıklı sanır…     Abdullah ÖZDOĞAN                                                                                         ... Devamı